The Walking Dead için bir Mukaddime

WD

İbn Haldun tarih biliminin kurucu metinlerinden, Kitab-ül İber’in giriş kısmı olan Mukaddime‘nin ilk satırlarına şöyle başlar:

“Tarih fenni (ilmi) kavimlerin ve milletlerin yekdiğerine nakledegeldikleri fenlerdendir. Bu, ilim için sefere çıkılır, binekler hazırlanır, yolculuk için kafileler düzenlenir. Sıradan kimseler ve gaflet içindeki kişiler bile bu ilmi öğrenmek için heveslenirler. Hükümdarlar ve devlet adamları ise bu konuda yarışırlar. Bu ilmi anlama hususunda âlimler ile cahiller birbirine eşit olurlar.

Zira tarih zahiri (dış) görünüş itibariyle eski zamanlardan, devletlerden ve önceki çağlarda meydana gelen vakalardan haber vermekten daha fazla bir şey değildir. Tarihte eski çağla da ilgili olmak üzere birçok şey anlatılır. O konuda misaller verilir. Toplantı yerlerinde halk bir araya geldiği zaman can sıkılınca tarihi olaylar nakledilerek hoş vakit geçirilir.

Batın (içyüzü) itibariyle tarih; düşünmek, hakikati araştırmak ve olan şeylerin sebeplerini bulup ortaya koymaktır. Olan şeylerin ilkeleri incedir, hadiselerin keyfiyet ve sebepleri hakkındaki bilgi derindir. İşte bunun için tarih asil ve hikmette soylu bir ilimdir. Bundan dolayı hikmet (felsefe) grubunu teşkil eden ilimlerden sayılmaya layık ve müstahaktır.”

 

Bu yazımıza konu olan The Walking Dead bize vuran, kıran, zombilerden kaçan insanları temaşa etmemizi, kimi zaman heyecanlanmamızı kimi zaman korkmamızı, netice itibariyle hoşça vakit geçirmemizi sağlayan bir hikâye anlatır. Ve bu hikâye kurgu da olsa şekil itibariyle bir tarih anlatısıdır. İbn Haldun zahiri, yani görünüş itibariyle tarihin bir özelliğini, hoşça vakit geçirmek için insanların bir araya geldiklerinde birbirine anlatageldikleri hikâyeler olarak tanımlar. Televizyonun ve radyonun öncesinde tarihi hikâyeler hoşça vakit geçirmek için anlatılırdı. Homer’in İlyada’sından Dede Korkut hikâyelerine, Hz. Ali Cenknameleri’nden Şehname’ye kadar geniş bir yelpazede bu geleneğin önemli bir yeri vardır.

Zahiri itibariyle tarihi bir kenara koyarak, vakıaların sebeplerini açıklayan Batıni, yani iç yüzü itibariyle tarih tanımından faydalanarak The Walking Dead adlı diziyi onun asabiyet, bedevi (göçebe) – hadari (yerleşik, şehirli) kavramlarını kullanarak açıklamaya ve anlamaya çalışacağız.

Öncelikle, neden Mukaddime’ye ait kavramları The Walking Dead gibi bir dizi üzerinden değerlendiriyoruz, ona değinelim. Her kıyamet sonrası (post-apokaliptik ) eser ister edebi olsun ister temaşaya dayalı olsun, insanın tabiatına ait ön kabullerin sanatsal kurgu içinde sunulmasıdır. Kıyamet sonrası durumda insanoğlunun binlerce yıldır berkitmiş olduğu medeniyetin kurumları birer birer yok olurken, insanoğlunun çıplak gerçekliği ve asli tabiatı ortaya çıkar. Bu açıdan bu eserler bir tarih-kurucu işlev görürler. Siyaset felsefesinin yahut tarih metinlerinin de bu tür tarih-kurucu bir işlevi vardır. İnsan tabiatına ilişkin ön kabuller üzerinden bir gerçeklik inşa ederler; Hobbes’un “İnsan insanın kurdudur” yahut İbn Haldun’un “İnsan nevi için toplu olarak yaşamak zaruridir” ifadelerinde olduğu gibi.

The Walking Dead’de Rick zombilerle sarılı bir dünyaya uyanır, bu duruma nasıl gelindiğine dair bir bilgi verilmez. Hastane odasından çıktıktan sonra kendisine yabani hayvanlar gibi saldıran zombiler karşısında kendini korumaya çalışır. İbn Haldun’a göre toplumsal yaşam kaçınılmaz bir gerekliliktir. Cemiyet halinde yaşamanın ve bu vesile ile iş bölümünün iki temel sebebi vardır. İlki maişet kaygısı, ikincisi ise vahşi hayvanlardan korunma duygusudur. İbn Haldun’un yabani hayvanlarının yerini The Walking Dead’de zombiler alır. Zombiler, insanlardan çok hayvanlarla ortak noktalara sahiptirler. Onların ışık ve sese verdiği tepkiler ve sadece “açlıklarını” gidermek için yemeğe muhtaç olmaları, temelde hayvanlarda olan özellikler olarak gözümüze çarpar.

Rick hastaneden kurtulduktan sonra, büyük bir şans eseri olarak, ailesini bir grupla beraber bulur. İlk iki sezonda bu grubun zor şartlar altında birbirlerine kenetlenerek ortaya çıkardığı asabiyetin öyküsü anlatılır. Asabiyet Mukaddime’nin ana kavramlarından biridir. Bir arada olma hali, cemaat duygusudur. Ama bu duygu kendiliğinden ortaya çıkan bir durum değildir. Bedeviler (göçebeler) sahrada tabiata, yabani hayvanlara ve diğer göçebelere karşı mücadele ederken, yardımlaşma ve dayanışma vasıtasıyla bu duygu topluluk içinde oluşmaya başlar. Maruz kalınan zorlukla asabiyet arasında doğru bir orantı vardır. Her ne kadar İbn Haldun asabiyetin unsurlarından birini nesep, aile bağı olarak açıklasa da nesebin vehmî bir durum olduğunu ve bunun sunî bir şekilde de yaratılabileceğini de söyler. “Ancak bunların (dışardan gelecek düşmanlıklara) karşı kendilerini savunabilmeleri, güç ve kuvvet sahibi olmaları aynı nesepten (gelmeleriyle) mümkün olur. Çünkü Allah insanların kalplerine yakınlarına ve akrabalarına karşı şefkatli olma ve yardım etme duygularını yerleştirmiştir. İşte bu duygu sayesinde dayanışma ve yardımlaşma olmakta ve düşmanlarının onlardan korkması sağlanmaktadır.” The Walking Dead’de hayatta kalmayı başaran (başroldeki) Rick ve grubu dizinin ilk bölümleri ve devamında zorluklar karşısında omuz omuza verip, en zorlu durumlardan beraber çıkarak grubun asabiyetini kurarlar.

İbn Haldun’a göre topluluk olma durumu sağlandıktan sonra ikinci aşama insanların kendi aralarındaki düzeni koruma aşamasıdır. İlk aşamayı iş bölümü ile neticelendiren Haldun, topluluğun ikinci aşamanın çözümüne kendi arasında seçtiği bir egemen ile varacağını söyler. “İnsanlar için zorunlu olan bu toplumsal yaşam tesis edilip, dünya onlarla mamur olunca, insanların hayvani tabiatlarındaki düşmanlık ve zulüm özelliklerinden dolayı, onlar arasındaki düzeni tesis edip koruyacak bir yönetici de kaçınılmaz olacaktır.” İbn Haldun’a göre topluluk/kabile için ikinci gerekli şart bir egemenin iktidar sahibinin olmasıdır. Bu ise grup içinde asabiyeti kendi üzerinde toplayan kişi sayesinde olur. Daha önce söylediğimiz gibi asabiyet, grup olma hali, grup duygusu olarak tanımlanabilir. Lider ise bu duygunun, yani asabiyetin cisim bulmuş halidir, grup elemanlarının üzerinde uzlaştığı ve boyun eğdiğidir. Lider grubun fertlerine galebe çalarak üzerlerinde hâkimiyet kurar.

İlk sezondan itibaren grubun içinde Rick’in Shane ile yaşadığı iktidar savaşı bu çerçevede incelenebilir. Rick, Shane’i ikinci sezonun sonlarına doğru öldürür, potansiyel düşmanını bertaraf eder. Diğer grup elemanlarına galebe çalmış ve boyun eğdirmiştir. İkinci sezonun sonunda ikamet ettikleri çiftliğin zombiler tarafından saldırıya uğramasından sonra kaçarlar ve bir yerde kamp kurarlar. Burada Rick ile grubun diğer fertleri arasında bir konuşma geçer. Rick’ten bir şey yapması istendiğinde cevap olarak şunu söyler: “Bu grubu bir arada ve hayatta tutuyorum.” Bu ifade tam da asabiyet sahibinin sarf edeceği bir cümledir.

Üçüncü sezonda “duvarları” olan terk edilmiş hapishaneye sığınan Rick’in grubu burada göçebelikten yerleşikliğe geçmeyi denemek isterler. Rick domuz ve sebze yetiştirmeye çalışır. Yarı bedevi diyeceğimiz bu durum, besin temini için süreklilik sağlayacak ve grubu daha istikrarlı tutacaktır. Özellikle çitle, yani bir duvarla çevrili yerde olmaları da güvenliklerini kendi kas güçlerinin dışında bir avantaj sağlayacaktır.

İlk iki sezon Rick’in grubunun oluşmasına; asabiyete, yani bir topluluk olma duygusuna sahip olmalarına ve grup içinde iktidar mücadelesine sahne olmuştur. Üçüncü sezon ise aynı bölgede duvarlar arkasında kendilerine güvenli bir alan oluşturan Vali’nin grubuyla çıkan asabiyet mücadelesine sahne olacaktır. İbn Haldun bir grup/kabile içinde var olan asabiyet, iktidar mücadelesinin nasıl güçlü bir lider tarafından diğerleri üzerine galebe çalınarak elde edildiğini söylüyorsa, bunun bir benzerinin gruplar arası mücadelede de var olduğunu belirtir. Burada fertlerin yerini gruplar alır ve güçlü olan bir grup diğerleri üzerine galebe çalar. İşte tam burada Rick’in grubu ile Vali’nin grubunun mücadelesi başlar. Her iki lider şahsında cisimleşmiş asabiyetlerin mücadelesine tanık oluruz. Ve bu mücadeleden güçlü yahut asabiyeti daha kuvvetli olan topluluk galip çıkar. İbn Haldun bu durumu şu şekilde ifade eder: “Bir asabiyet kendi kavmi içinde galip gelip üstünlük kurunca, tabiatı gereği, kendisinden daha uzakta olan bir başka asabiyetin sahiplerine de galip gelmek ve onlar üzerinde de üstünlük kurmak isteyecektir. Eğer üzerinde üstünlük kurmak istediği onlara denk olur ve kendini savunarak onlara bu fırsatı vermezse, bu durumda, dünyadaki dağınık bir şekilde yaşayan diğer kabile ve halklar gibi, her iki asabiyet de sadece kendi kavimleri ve bölgeleri içinde galip ve üstün olmaya devam ederler. Fakat eğer o asabiyete galip gelir ve onu da bünyesine dâhil ederse, bu durumda gücüne güç katmış olur ve birincisinden daha yüksek bir üstünlük ve hâkimiyete yönelir.”

Walking Dead’in dördüncü sezonu Rick ve grubunun Terminus’u araması ve ulaşması üzerinden ilerler. Terminus’a ait işaretleri tren yolu ve otoyol üzerinde gören grup üyeleri buranın bir sığınak olacağına dair inançları doğrultusunda Terminus’a doğru yola çıkarlar. Grup üyeleri buraya ulaştıklarında umduklarından farklı bir durumla karşı karşıya kalırlar. Felaketin üzerinden çok uzun bir süre geçmemesine rağmen burada bulunanların hayatta kalma yöntemleri farklılaşmıştır. İnsan eti yiyerek hayatta kalmayı tercih etmişlerdir. Felaketten önce medeni insanlar olan Terminus sakinleri, sabit bir tabiat üzerinde olmayan insana dair bir anlam ifade eder. İbn Haldun insanı belirli bir tabiata sahip olmaktan ziyade tarih-oluşa sahip bir varlık olarak tanımlar. “İnsan adetlerinin (ülfet ettiği şeylerin) çocuğu ve ürünüdür. Tabiatının ve mizacının çocuğu ve mahsulü değildir.” Bu tarih-oluş yine İbn Haldun’a göre doğrusal bir çizgi üzerinde ilerlemez. Şöyle ki insan olma durumu bir vetiredir. Eğer insan olma durumunu olumlu bir istikamet üzerinde tanımlarsak, bu oluştan gerilemeler de mevcuttur. Yani insan sürekli bir oluş içindedir. Bunun da istikameti şartlardan etkilenmektedir. İbn Haldun bu istikametin dalgalı bir seyir üzerinde olduğunu şöyle ifade eder:

“Milletlerin ve âlemin ahvali, cemiyetlerin adetleri ve dindarlıkları bir tek vetire ve istikrarlı bir yol üzere devam etmez. Bu cihet günler ve zamanlar geçtikçe vukua gelen bir değişiklik ve bir halden diğer hale intikalden ibarettir. Nitekim bu husus (ve değişiklik) şahıslarda, vakitlerde ve şehirlerde de mevcuttur. Ülkelerde, bölgelerde, zamanlarda ve devletlerde de durum böyledir.” Aslında bu satırlar İbn Haldun’un tarih görüşünün de özünü teşkil eder.

 

The Walking Dead dizisinin beşinci sezonu Mukaddime’deki iki ana kavram olan hadari (yerleşik, şehirli) – bedevi (göçebe) diyalektiği üzerinde gider. Diziye geçmeden evvel İbn Haldun’un bedevi-hadari kavramlarını nasıl açıkladığını görelim. İbn Haldun’a göre toplulukların ahvalinde görülen farklılık, sadece onların geçim yollarının farklı oluşlarından kaynaklıdır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, insanın ve toplulukların sabit değişmez bir tabiatı yoktur. “Bazı kavimler (ve toplumlar) ziraat ve bahçecilik yaparak çiftçilikle uğraşırlar. Diğer bazıları koyun, keçi, sığır, arı ve ipekböceği gibi hayvanlara ve canlılara bakma işini meslek edinmişlerdir. Maksat bunların yavrularını ve (yün, süt, et, bal gibi) ürünlerini elde etmektir. Çiftçilik ve hayvancılık işi ile uğraşan söz konusu toplumları zaruret bedeviliğe sevk etmektedir. Sonra belli bir geçim yolunu tutan söz konusu toplumların halleri genişleyip, ihtiyacın üstünde bir zenginlik ve refah kendilerine elverdiği zaman, bu durum onları bir yere oturup rahat etmeye sevk etti. Artık zaruri olandan fazlası için yardımlaştılar, gıdaları ve yiyecekleri çoğalttılar, bu husustaki dikkat ve itinaları arttı. Hadari olmaları sebebiyle daha geniş evler yaptılar, şehir ve kasabalar inşa ettiler. Sonra refah ve rahat hali daha da artar. Bunun peşinden, incelikte son haddine ulaşan aşırı refahın adetleri ortaya çıkar. Gıdaların terbiye edilmesi, yemek yapılan kapların güzelleşmesi, pişirilen yemeklerin nefaseti, ipek ve atlas gibi pahalı kumaşlardan elbise edinilmesi, ev ve konakların yükseltilerek sağlam, süslü ve sanatkârane yapılması, sanat imkânlarının son haddine kadar kuvveden fiile çıkması gibi hususlara daha çok dikkat ve itina gösterilir. Bu duruma ulaşanlar köşkler ve konaklar yaparak, buralarda sular akıttılar. Binaları mümkün olduğu kadar yükselttiler, görkemli olmaları için aşırı derecede önem verdiler. Elbise, yatak kap, kaçak ve ihtiyaç maddeleri gibi maişetleri için edinmiş oldukları şeylerin güzelliği konusunda değişik ve yeni yollara başvurdular (Bunların yeni çeşitlerini ve daha iyilerini icat ettiler). İşte bunlar artık hadaridirler. Bunun manası, yerleşik hayat süren şehirli ve kasabalı demektir.”

 

Mukaddime’de yapılan bedevi-hadari ayrımını aklımızda tutarak beşinci sezon üzerine değerlendirmemize girelim. Beşinci sezonun başında Terminus’tan ve sonrasında hastanede mûkim polis grubundan kaçan Rick ve arkadaşları -kabilesi de diyebiliriz- kendilerine güvenli bir yer aramak için yola çıkarlar. Yolda kendilerini takip eden Aaron ile karşılaşmaları sonrasında Aaron Rick ve arkadaşlarını Alexandria adlı yerleşim yerine gitmeye ikna eder.

Alexandria’da yerleşik olan grup, felaketin ortaya çıkmasından önce inşa edilmeye başlanan bir siteye gelmiş ve burada mûkim olmuşlardır. Felaketin zorluklarıyla karşılaşmadan Alexandria’yı metal duvarlar ile berkiterek dışarıda yaşanan kargaşadan kendilerini kurtarmışlardır. Alexandria halkı felaket ve sonrasında yaşanan durum hakkında sadece kolcu olarak gönderdikleri Aaron gibi kişilerden bilgi almaktadır. Duvarların dışında yok olmuş olan medeniyetin ellerinde kalan nimetlerinden faydalanmaya ve refahlarını sürdürmeye devam etmektedirler. Küçük bir kasaba olan Alexandria sakinleri musluklarından sıcak su akan evlerde yaşamakta, elektrik ve yiyecek sıkıntısı çekmemektedirler. Buna karşıt olarak daha önce de bahsettiğimiz gibi Rick ve arkadaşları medeniyetin yok olmasından sonra bedevi – göçebe şeklinde hayatta kalmayı başarmışlardır. Bu şekildeki bir varoluş aralarında bir asabiyetin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

İbn Haldun Mukaddime’sinde bedeviliğin vasıflarını şöyle tanımlar:

“Bedeviler ise toplumdan ayrı kalıp tek başlarına yaşadıkları, arazide vahşi ve yabani bir duruma geldikleri, koruyucudan uzak kaldıkları, surlar ve kapılarla muhafaza edilen yerlerde yaşamayı bir tarafa attıkları için kendilerini müdafaa işi ile bizzat kendileri meşgul olur, bu hususu başkalarına havale etmez, bu konuda kendilerinden başka hiçbir kimseye güvenmezler. Bedeviler devamlı olarak silah taşır, yollarda giderken tehlike gelmesi muhtemel olan her tarafa dikkatle bakar, oturdukları yerlerde ve bineklerinin semerinde uyuklama ve uyuyakalma hali müstesna, gece uykusundan bile kendilerini uzak tutarlar. Hışırtı ve gürültüler karşısında gayet dikkatli ve ihtiyatlı davranırlar. Kuvvet ve yiğitliklerine dayanarak ve kendilerine güvenerek çöllerde, sahralarda ucu bucağı olmayan ıssız ve kimsesiz arazilerde tek başlarına bulunabilirler. Metanet huyları ve cesaret seciyeleri haline gelmiştir. İmdat isteyen biri kendilerine seslendiği veya haykıran biri onları kovalamak istediği vakit, söz konusu metanet ve cesaret hasletlerine başvururlar.”

 

Alexandria halkı ise hadaret (yerleşik) tabiatını duvarların arkasında sürdürmeye devam etmişlerdir. Daha önce bahsettiğim gibi duvar, İbn Haldun’un Mukaddime’de hadarileri tanımlamada kullandığı önemli unsurlardan biridir. Duvarların arkasında, ufak bir silahlı güçle, tehlikelerden uzaktadırlar. Duvar hadarilere tam teçhizatlı bir ordunun vereceği güveni sağlar. “Şehir dışından gelen tecavüzlere karşı, hadarileri şehri kuşatan surlar korur. Gafil oldukları, geceleyin hazırlıksız bulundukları veya gündüzün mukavemetten aciz kaldıkları zaman vaki tecavüzü söz konusu kale duvarları defeder.”

 

Alexandrialılar kolcu göndererek, dışarıda yaşayanları eğer belirli kıstaslara uyuyorlarsa kendi yerleşimlerine davet etmektedirler. Rick ve arkadaşları şehre girdikten sonra dayalı döşeli evlere yerleştirilir. Ve şehrin yöneticisi Deanna, Rick ile kendi evinin oturma odasında konuşur. Rick Deanna’ya neden onları şehirlerine davet ettiklerini sorar. Deanna’nın cevabı, “Bize hayatta kalmamız için yardımcı olmanızı istiyorum,” olur. Deanna yeni gelen gruba kendilerinin güvenliğini sağlamalarını teklif eder. Bedeviliği temsil eden Rick ile hadariliği temsil eden Deanna arasındaki bu konuşma bize İbn Haldun’un şu satırlarını hatırlatır:

 

“Hadariler, huzur ve rahatlık döşeğine sere serpile uzanmışlar, nimet ve refah denizine dalmışlar, mallarını ve canlarını savunma işini, kendilerini sevk ve idare eden valilerine ve hükümdara, koruma görevini üstlenen hamilere ve bekçilere havale etmişler, kendilerini kuşatan surların ve koruyan müstahkem mevkilerin arkasında (gaflet uykusuna) yatıp uyumuşlardır. Bu sebeple onları heyecanlandıran bir gürültü olmadığı gibi, avları da ürkütülmez (maişetlerini, emniyet içinde temin ederler). Gaflet içinde kendilerini emniyette hissederler. Onun için silahlarını bırakmışlardır. Onlardaki bu hal nesilden nesle sürüp gitmiş, bakım ve kayrılmaları aile reisine ait olan kadınlar ve çocuklar seviyesine düşmüşlerdir. Nihayet bu durum, tabiatlarında mevcut bir huy ve karakter haline gelmiştir.”

 

Rick ve ekibi bu konuyu değerlendirmek için toplanırlar. Grubun en büyük endişesi zorluklar sırasında kazandıkları sertliklerinin yerleşikliğe geçtikten sonra yumuşamasıdır. Bu konuda haklılardır da, İbn Haldun bedevi hayattan hadariliğe geçen toplulukların şehrin verdiği rahatlıkla yumuşadıklarını ve sahip oldukları asabiyetin kaybolduğunu iddia eder.

“…bedeviler için şehirli olmanın bir gaye olduğunu görmekteyiz. Bedevi bu gayeye doğru koşar, bu husustaki arzusuna ulaşmaya çabalar. Refah (ve konforla) ilgili hallerin ve adetlerin vücuda gelmesine vesile olan bolluk durumu elverdi mi, o zaman rahata ve refaha yönelir, kendini getirip, şehir şartlarına teslim eder.”

 

Altıncı sezon bize ne gösterecek bilmiyoruz, ama burada The Walking Dead’in beşinci sezona kadar olan kısmını farklı bir gözle okumaya çalıştık. Bu okuma tersi için de geçerlidir. İbn Haldun’un soyut kavramlarının nasıl tecessüm edebileceği bu dizi üzerinden -bire bir olmamak kaydıyla- görülebilir.

Not: Bu yazı bundan önce bu blogda yayınlanan dört yazıyı da ihtiva etmekle beraber eklemeler yapılmıştır. Bu yazı Hayal Perdesi’nin Mart-Nisan  sayısında yayınlanmıştır.

 

 

 

 

 

 

Walking Dead üzerine bir değerlendirme – 4

The Walking Dead dizisinin beşinci sezonu Mukaddime’deki iki ana kavram olan hadari (yerleşik,şehirli) – bedevi (göçebe ) diyalektiği üzerinde gider.

Diziye geçmeden evvel İbn Haldun’un bedevi-hadari kavramlarını nasıl açıkladığını görelim. İbn Haldun’a göre toplulukların ahvalinde görülen farklılık, sadece onların geçim yollarının farklı oluşlarından kaynaklıdır. Bir önceki yazıda da bahsettiğimiz gibi insanın ve toplulukların sabit değişmez bir tabiatı yoktur. “İnsan adetlerinin ürünüdür. Tabiatının ve mizacının çocuğu ve mahsulü değildir.”(mukaddime 322) O halde bugün göçebe olan bir toplum daha sonra hadari olabilir yahut hadari bir toplum göçebe olabilir.
“Bazı kavimler (ve toplumlar) ziraat ve bahçecilik yaparak çiftçilikle uğraşırlar. Diğer bazıları koyun, keçi, sığır, arı ve ipekböceği gibi hayvanlara ve canlılara bakma işini meslek edinmişlerdir. Maksat bunların yavrularını ve (yün, süt, et, bal gibi)ürünlerini elde etmektir. Çiftçilik ve hayvancılık işi ile uğraşan söz konusu toplumları, zaruret bedeviliğe, sevk etmektedir. Sonra belli bir geçim yolunu tutan söz konusu toplumların halleri genişleyip, ihtiyacın üstünde bir zenginlik ve refah kendilerine elverdiği zaman, bu durum onları bir yere oturup rahat etmeye sevk etti. Artık zaruri olandan fazlası için yardımlaştılar, gıdaları ve yiyecekleri çoğalttılar, bu husustaki dikkat ve itinaları arttı. Hadari olmaları sebebiyle daha geniş evler yaptılar, şehir ve kasabalar inşa ettiler. Sonra refah ve rahat hali daha da artar. Bunun peşinden, incelikte son haddine ulaşan aşırı refahın adetleri ortaya çıkar. Gıdaların terbiye edilmesi, yemek yapılan kapların güzelleşmesi, pişirilen yemeklerin nefaseti, ipek ve atlas gibi pahalı kumaşlardan elbise edinilmesi, ev ve konakların yükseltilerek sağlam, süslü ve sanatkârane yapılması, sanat imkânlarının son haddine kadar kuvveden fiile çıkması gibi hususlara daha çok dikkat ve itina gösterilir. Bu duruma ulaşanlar köşkler ve konaklar yaparak, buralarda sular akıttılar. Binaları mümkün olduğu kadar yükselttiler, görkemli olmaları için aşırı derecede önem verdiler, elbise, yatak kap, kaçak ve ihtiyaç maddeleri gibi maişetleri için edinmiş oldukları şeylerin güzelliği konusunda değişik ve yeni yollara başvurdular. (Bunların yeni çeşitlerini ve daha iyilerini icad ettiler). İşte bunlar artık hadaridirler. Bunun mânası, yerleşik hayat süren şehirli ve kasabalı demektir.” (Mukaddime, 324)

Mukaddime’de yapılan bedevi hadari ayrımını aklımızda tutarak beşinci sezon üzerine değerlendirmemize girelim.
Beşinci sezonun başında Terminus’tan ve sonrasında hastanede mûkim polis grubundan kaçan Rick ve arkadaşları -aslında kabilesi de diyebiliriz- kendilerine güvenli bir yer aramak için yola çıkarlar. Yolda kendilerini takip eden Aaron ile karşılaşmaları sonrasında Aaron Rick ve arkadaşlarını Alexandria adlı yerleşim yerine gitmeye ikna eder.

Alexandria’da yerleşik olan grup felaketin ortaya çıkmasından önce inşaa edilmeye başlanan bir siteye gelmiş ve burada mûkim olmuşlardır. Felaketin zorluklarıyla karşılaşmadan Alexandria’yı metal duvarlar ile berkiterek dışarıda yaşanan kargaşadan kendilerini kurtarmışlardır. Alexandria’ya halkı felaket ve sonrasında yaşanan durum hakkında sadece kolcu olarak gönderdikleri Aaron gibi kişilerden bilgi almaktadırlar. Duvarların dışında yok olmuş medeniyetin ellerinde kalan nimetlerinden faydalanmaya ve refahlarını sürdürmeye devam etmektedirler. Küçük bir kasaba olan Alexandria sakinleri musluklarından sıcak su akan evlerde yaşamakta, elektrik ve yiyecek sıkıntısı çekmemektedirler. Buna karşıt olarak daha önce de bahsettiğimiz gibi Rick ve arkadaşları medeniyetin yok olmasından sonra bedevi – göçebe şeklinde hayatta kalmayı başarmışlardır. Bu şekildeki bir varoluş aralarında bir asabiyetin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
İbn Haldun Mukaddime’sinde bedeviliğin vasıflarını şöyle tanımlar:
“Bedeviler ise toplumdan ayrı kalıp tek başlarına yaşadıkları, arazide vahşi ve yabani bir duruma geldikleri, koruyucudan uzak kaldıkları, surlar ve kapılarla muhafaza edilen yerlerde yaşamayı bir tarafa attıkları için kendilerini müdafaa işi ile bizzat kendileri meşgul olur, bu hususu başkalarına havale etmez, bu konuda kendilerinden başka hiç bir kimseye güvenmezler. Bedeviler devamlı olarak silah taşır, yollarda giderken, tehlike gelmesi muhtemel olan her tarafa dikkatle bakar, oturdukları yerlerde ve bineklerinin semerinde uyuklama ve uyuyakalma hali müstesna gece uykusundan bile kendilerini uzak tutarlar. Hışırtı ve gürültüler karşısında gayet dikkatli ve ihtiyatlı davranırlar. Kuvvet ve yiğitliklerine dayanarak ve kendilerine güvenerek çöllerde, sahralarda ucu bucağı olmayan ıssız ve kimsesiz arazilerde tek başlarına bulunabilirler. Metanet huyları ve cesaret seciyeleri haline gelmiştir. İmdat isteyen biri kendilerine seslendiği veya haykıran biri onları kovalamak istediği vakit, söz konusu metanet ve cesaret hasletlerine başvururlar. (Mukaddime 330)”

Alexandria halkı ise hadaret ( yerleşik ) tabiatını duvarların arkasında sürdürmeye devam etmişlerdir. Duvar, İbn Haldun’un Mukaddime’de hadarileri tanımlamada kullandığı önemli unsurlardan biridir. Duvarların arkasında, ufak bir silahlı güçle, tehlikelerden uzaktadırlar. Duvar hadarilere tam teçhizatlı bir ordunun vereceği güveni sağlar.
“Şehir dışından gelen tecavüzlere karşı, hadarileri, şehri kuşatan surlar korur. Gafil oldukları, geceleyin hazırlıksız bulundukları veya gündüzün mukavemetten aciz kaldıkları zaman vaki tecavüzü söz konusu kale duvarları defeder.(Mukaddime 334)”

duvar

Alexandrialılar kolcu göndererek dışarıda yaşayanları eğer belirli kıstaslara uyuyorlarsa kendi yerleşimlerine davet etmektedirler. Rick ve arkadaşları şehre girdikten sonra dayalı döşeli evlere yerleştirilir. Ve şehrin yöneticisi Deanna, Rick ile kendi evinin oturma odasında konuşur. Rick Deanna’ya neden onları şehirlerine davet ettiklerini sual eder. Deanna’nın cevabı “Bize hayatta kalmamız için yardımcı olmanızı istiyorum” dur. Deanna yeni gelen gruba kendilerinin güvenliğini sağlamalarını teklif eder.

2015-07-19 21.46.14

Bedeviliği temsil eden Rick ile hadariliği temsil eden Deanna arasındaki bu konuşma bize İbn Haldun’un şu satırlarını hatırlatır.

“Hadariler, huzur ve rahatlık döşeğine sere serpile uzanmışlar, nimet ve refah denizine dalmışlar, mallarını ve canlarını savunma işini, kendilerini sevk ve idare eden valilerine ve hükümdara, koruma görevini üstlenen hamilere ve bekçilere havale etmişler, kendilerini kuşatan surların ve koruyan müstahkem mevkilerin arkasında (gaflet uykusuna) yatıp uyumuşlardır. Bu sebeple onları heyecanlandıran bir gürültü olmadığı gibi, avları da ürkütülmez, (maişetlerini, emniyet içinde temin ederler). Gaflet içinde kendilerini emniyette hissederler. Onun için silahlarını bırakmışlardır. Onlardaki bu hal nesilden nesile sürüp gitmiş, bakım ve kayrılmaları aile reisine ait olan kadınlar ve çocuklar seviyesine düşmüşlerdir. Nihayet bu durum, tabiatlarında mevcut bir huy ve karakter haline gelmiştir. (Mukaddime 330)”

Rick ve ekibi bu konuyu değerlendirmek için toplanırlar. Grubun en büyük endişesi zorluklar sırasında kazandıkları sertliklerinin yerleşikliğe geçtikten sonra yumuşamasıdır. Bu konuda haklılardır da, İbn Haldun bedevi hayattan hadariliğe geçen toplulukların şehrin verdiği rahatlıkla yumuşadıklarını ve sahip oldukları asabiyetin kaybolduğunu iddia eder.

1 2 3

“…bedeviler için şehirli olmanın bir gaye olduğunu görmekteyiz. Bedevi bu gayeye doğru koşar, bu husustaki arzusuna ulaşmaya çabalar. Refah (ve konforla) ilgili hallerin ve adetlerin vücuda gelmesine vesile olan, bolluk durumu elverdi mi, o zaman rahata ve refaha yönelir, kendini getirip, şehir şartlarına teslim eder. (Mukaddime 326)

Grup değerlendirmesini yaptıktan sonra Alexandria’da kalmaya karar verir. Ve gerekli iş bölümü yapılır. Rick ve Michonne kasabanın güvenliğinden sorumlu kişiler olarak atanırlar.
****
Grubun bir diğer üyesi Noah Alexadria’nın imar işi ile uğraşan Deanna’nın kocası mimar olan Reg ile sohbet ederler. Noah Reg’in mesleğini devam ettirmek istediğini söyler sohbet arasında Reg de not tutması için bir defter verir. Çok yalın gibi görünen bu sohbeti İbn Haldun’dan şu ifadelerle tamamlayalım:
“Bu sanat (sinaatu’l-bina, bina yapma, mimari) hadari umranın ilk ve en eski sanatıdır. Bu da, ikamet etmek ve barınmak için evlerin ve konutların edinilmesi ile ilgili faaliyetin bilinmesinden ibarettir. (Mukaddime 730)

 

2015-07-19 23.02.08 2015-07-19 23.02.11

****************************************************************

Devam edecek….

Walking Dead üzerine bir değerlendirme – 3

terminus

Walking Dead’in dördüncü sezonu Rick ve grubunun Terminus’u araması ve ulaşması üzerinden ilerler. Terminus’a ait işaretleri tren yolu ve otoyol üzerinde gören grup üyeleri buranın bir sığınak olacağına dair inançları doğrultusunda Terminus’a doğru yola çıkarlar. Grup üyeleri buraya ulaştıklarında umduklarından farklı bir durumla karşı karşıya kalırlar. Felaketin üzerinden çok uzun bir süre geçmemesine rağmen burada bulunanların hayatta kalma yöntemleri farklılaşmıştır.İnsan eti yiyerek hayatta kalmayı tercih etmişlerdir. Felaketten önce medeni insanlar olan Terminus yaşayanları sabit bir tabiat üzerinde olmayan insana dair bir anlam ifade eder. İbni Haldun da  insanın tabiatından ziyade insanın tarih-oluşa sahip bir varlık olarak tanımlar. “İnsan adetlerinin (ülfet ettiği şeylerin çocuğu ve) ürünüdür. Tabiatının ve mizacının çocuğu ve mahsulü değildir.” Bu tarih-oluş yine İbni Haldun’a göre doğrusal bir çizgi üzerinde ilerlemez.

Şöyle ki insan olma durumu bir vetiredir. Eğer insan olma durumunu olumlu bir istikamet üzerinde tanımlarsak bu oluştan gerilemeler de mevcuttur. Yani insan sürekli bir oluş içindedir. Bunun da istikameti şartlardan etkilenmektedir. İbni Haldun  bu istikametin dalgalı bir seyir üzerinde olduğunu şöyle ifade eder:

“Milletlerin ve alemin ahvali, cemiyetlerin adetleri ve dindarlıkları bir tek vetire (süreç) ve istikrarlı bir yol üzere devam etmez. Bu cihet günler ve zamanlar geçtikçe vukua gelen bir değişiklik ve bir halden diğer hale intikalden ibarettir. Nitekim bu husus (ve değişiklik) şahıslarda,  vakitlerde ve şehirlerde de mevcuttur. Ülkelerde, bölgelerde, zamanlarda ve devletlerde de durum böyledir.”

Aslında bu satırlar İbni Haldun’un tarih görüşünün de özünü teşkil eder.

Rick Grimes (Andrew Lincoln) and Michonne (Danai Gurira) - The Walking Dead _ Season 4, Episode 16 - Photo Credit: Gene Page/AMC

İbni Haldun’da umranın ikili yapısından daha önce bahsetmiştik. Bedevi ve Hadari umran bu yapının iki farklı unsuru olmasının yanında birbirini bütünlerler. Bu ikilinin dışında İbni Haldun Mukaddime’nin coğrafya bahsinde umranın dışında var olan “insan” gruplarından da bahseder. Bu gruplar İbni Haldun’un yaşadığı coğrafyanın sınırında yer almaktadır. Lafzi olarak Terminus ile aynı yeri işaret ederler. Terminus’un uç, sınır olarak da bir anlamı olduğu düşünülürse ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır.

İbni Haldun bu grupları kısaca şöyle tanımlar:  “Bunların ötesinde güneyde kayda değer bir umran yoktur. Buralarda yaşayanlar hayvan-ı natıktan(konuşan hayvan, klasik felsede insan konuşan hayvan olarak tanımlanır) çok hayvan-ı ucma (konuşamayan hayvan) , insandan çok yabani hayvana yakındırlar. Çöllerde ve mağaralarda otururlar, ot ve yenecek duruma getirilmemiş hububat yerler. Nice zaman olur ki, birbirini yerler, artık bunlar insan bile sayılmazlar.

Her ne kadar Walking Dead’deki Terminus grubuyla birebir örtüşmese de İbn Haldun’un zihninde insan olma durumu ile olmama durumunun ince çizgisini buradan görebiliriz.

Devam edecek.

Video

Walking Dead üzerine bir değerlendirme – 2

abraham

İbn Haldun’a göre topluluk/kabile için ikinci gerekli şart bir egemenin, iktidar sahibinin olmasıdır. Bu ise grup içinde asabiyeti kendi üzerinde toplayan kişi sayesinde olur. Daha önce söylediğimiz gibi asabiyet , grup olma hali, grup duygusu olarak tanımlanabilir. Lider ise bu duygunun yani asabiyetin cisim bulmuş halidir. Ve grup elemanlarının üzerinde uzlaştığı ve boyun eğdiğidir. Lider grubun fertlerine galebe çalarak üzerlerinde hakimiyet kurar.

İlk sezondan itibaren grubun içinde Rick’in Shane ile yaşadığı iktidar savaşı bu çerçevede incelenebilir. Rick, Shane’i ikinci sezonun sonlarına doğru öldürür, potansiyel düşmanını bertaraf eder. Diğer grup elemanlarına galebe çalmış ve boyun eğdirmiştir. İkinci sezonun sonunda ikamet ettikleri çiftliğin zombiler tarafından saldırıya uğramasından sonra kaçarlar ve bir yerde kamp kurarlar. Burada Rick ile grubun diğer fertleri arasında bir konuşma geçer. Rick’ten birşey yapması istendiğinde cevap olarak şunu der: “bu grubu bir arada ve hayatta tutuyorum.” Bu ifade tam da asabiyet sahibinin sarf edeceği bir cümledir. (Burada ilgili bölüm https://youtu.be/xF9k6QHKWKY?t=39m )

İbn Haldun ise iktidar ile asabiyet arasındaki ilişkiyi şöyle özetler : “ başkanlığın ancak (diğerlerine) üstün ve galip gelmek ile, üstünlük ve galip gelmenin ise ancak güç ve nüfuz sahibi bir gruba (asabiyete) sahip olmak ile mümkün olmasıdır. Onun için bir topluluğa başkan olacak birinin kendi asabiyetinin, tek tek diğer bütün asabiyetlerden daha güçlü ve üstün olması gerekir. Çünkü diğer asabiyetler, başkanın asabiyetinin kendilerinden daha güçlü ve üstün olduğunu hissederlerse ona itaat edip boyun eğerler.”

Üçüncü sezonda “duvarları “ olan terk edilmiş hapishaneye sığınan Rick’in grubu burada toplayıcılıktan yerleşikliğe geçmeyi denemek isterler. Rick domuz ve sebze yetiştirmeye çalışır. Yarı bedevi diyeceğimiz bu durum besin temini için süreklik sağlayacak ve grubu daha istikrarlı tutacaktır. Özellikle çitle yani bir duvarla çevrili yerde olmaları güvenliklerini de kendi kas güçlerinin dışında sağlayacak bir avantaj sağlayacaktır.

Ilk iki sezon Rick’in grubunun oluşmasına, asabiyete yani bir topluluk olma duygusuna sahip olmalarına ve grup içinde iktidar mücadelesinine sahne olmuştur. Üçüncü sezon ise aynı bölgede duvarlar arkasında kendilerine güvenli bir alan oluşturan Vali’nin grubuyla çıkan asabiyet mücadelesine sahne olacaktır. İbn Haldun bir grup/kabile içinde var olan asabiyet, iktidar mücadelesinin nasıl güçlü bir lider tarafından diğerleri üzerine galebe kazanarak elde edildiğini söylüyorsa bunun aynısını gruplar arası mücadelede de varolduğunu belirtir. Burada fertlerin yerini gruplar alır ve güçlü olan bir grup diğerleri üzerine galebe çalar. İşte tam burada Rick’in grubu ile Vali’nin grubunun mücadelesi başlar. Her iki lider şahsında cisimleşmiş asabiyetlerin mücadelesine tanık oluruz. Ve bu mücadeleden güçlü, yahut asabiyeti daha kuvvetli olan topluluk galip çıkar.

İbn Haldun bu durumu şu şekilde ifade eder: “Bir asabiyet kendi kavmi içinde galip gelip üstünlük kurunca, tabiatı gereği, kendisinden daha uzakta olan bir başka asabiyetin sahiplerine de galip gelmek ve onlar üzerinde de üstünlük kurmak isteyecektir. Eğer üzerinde üstünlük kurmak istediği onlara denk olur ve kendini savunarak onlara bu fırsatı vermezse, bu durumda, dünyadaki dağınık bir şekilde yaşayan diğer kabile ve halklar gibi, her iki asabiyet de sadece kendi kavimleri ve bölgeleri içinde galip ve üstün olmaya devam ederler. Fakat eğer o asabiyete galip gelir ve onu da bünyesine dahil ederse, bu durumda gücüne güç katmış olur ve birincisinden daha yüksek bir üstünlük ve hakimiyete yönelir.”

Devam edecek…

Terra Barselonevî

Walking Dead üzerine bir değerlendirme -1

7d0956ebc060dce8e6ff2958d72d85d2_large

Bu yazıda kısaca da olsa Walking Dead adlı diziyi İbn Haldun’un asabiyet, bedevi(göçebe) – hadari(yerleşik, şehirli)  kavramlarını kullanarak açıklamaya ve anlamaya çalışacağım. Öncelikle neden Mukaddime’ye ait kavramları WD gibi bir dizi üzerinden değerlendiriyorum ona değineyim. Her post apokaliptik eser ( edebi yahut dizi, sinema) bir ilk duruma dönüşü işaret eder.  Buradan hareketle insanın doğasını araştırmaya ön ayak olur. Hz. Nuh’a ikinci Adem denmesinin sebebi de bir post apokaliptik durumda hayatta kalmış  ilk insana işaret etmesindendir. Konumuza dönecek olursak İbn Haldun Mukaddime’ye umranın ortaya çıkışını, insanların nasıl topluluk olmaya başladıklarını anlatmak ile başlar. Bu ilk duruma işaret etmesi bakımından neden dizi ile kitabın parallelik kazandığı daha iyi anlaşılabilir.

İbn Haldun’a göre toplumsal yaşam kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bunun nedeni insanın korunma ve beslenme gibi ana iki ihtiyacı toplumsal iş bölümü ile karşılayabileceğidir. İbn Haldun, Beslenme için ” insanın günde sadece bir miktar buğdayla yaşamını sürdürebileceğini kabul etsek bile, yine de o buğdayın öğütülüp un haline getirilmesi, hamur yapılması ve pişirilmesi gibi aşamalardan geçmesi gerekiyor. bu üç işi yapabilmek için ise bir çok eşya ve alete; bu eşya ve aletler için de demircilik ve çömlekçilik gibi ustalıklara ihtiyaç vardır” diyerek beslenme de gerekli iş bölümüne işaret eder.

Korunma ihtiyacının ilk aşaması vahşi hayvalara karşıdır. İbn Haldun korunma ihtiyacından şöyle bahseder “Her fert, kendisini savunmak için de diğer insanlarla yardımlaşmaya ihtiyaç duyar. Çünkü Allah bütün canlılara özelliklerini verirken, vahşi hayvanlardan pek çoğuna insanın gücünden çok daha fazla güç vermiştir. Örneğin bir atın gücü, insanınkinden çok daha fazladır. aynı şey eşek ve öküz için de geçerlidir. Aslanın ve filin gücü ise insanınkinden kat be kat fazladır.” İlk aşama, topluluk olduktan sonra sağlandıktan sonra ikinci aşama insanların kendi aralarındaki düzeni koruma aşamasıdır.

İlk aşamanın çözümünün iş bölümü ile neticelendiren haldun, ikinci aşamanın çözümünü topluluğun kendi arasında seçtiği bir egemen ile varacağını söyler. “insanlar için zorunlu olan bu toplumsal yaşam tesis edilip, dünya onlarla mamur olunca, insanların hayvani tabiatlarındaki düşmanlık ve zulüm özelliklerinden dolayı, onlar arasındaki düzeni tesis edip koruyacak bir yönetici de kaçınılmaz olacaktır. ” Walking Dead’de Rick ile beraber zombilerle sarılı bir dünyada uyanıyoruz , nasıl bu duruma gelindiğine dair bir bilgimiz yok. Rick tek başına mücadele etmeye çalışırken bir yerden sonra artık kendi hayatını korumak için yardıma ihtiyaç duyuyodu.( İlk sezonun ilk bölümlerindeki tanka sıkışıp kalan Rick, Glenn’in yardımıyla kurtulmuştu. ) İbni haldun’un yabani hayvanlarının yerini WDde zombiler alıyor. Zaten zombilerin , insani özelliklerinden çok hayvanlarla daha çok ortak noktaya sahip olması da bunu kanıtlıyor. Zombilerin ışık ve sese verdiği tepkiler ve sadece “açlıklarını” gidermek için yemeğe ihtiyacı olmaları temelde hayvanlarda olan özellikler olarak gözümüze çarpıyor.

Asabiyet Mukaddime’nin ana kavramlarından biridir. Bir arada olma hali, grup duygusudur. Ama bu duygu kendinden ortaya çıkan  bir şey değildir. Bedeviler (göçebeler) sahrada tabiata, yabani hayvanlara ve diğer göçebelere karşı mücadele ederken yardımlaşma ve dayanışma vasıtasıyla bu duygu topluluk içinde oluşmaya başlar. Maruz kalınan zorlukla asabiyet arasında doğru bir orantı vardır. Göçebelikten şehirli olma durumuna geçtikçe asabiyetin derecesi azalır. Şehirliler  kalın duvarlar arkasına saklanıp, özel ordular tarafından korunduğu için asabiyetleri yok gibidir.  Her ne kadar İbn Haldun  asabiyetin unsurlardan birini nesep , aile bağı olarak açıklasa da nesebin vehmi bir  durum olduğunu ve bunun suni bir şekilde de yaratılabileceğini de söyler. “Ancak bunların ( dışardan gelecek düşmanlıklara) karşı kendilerini savunabilmeleri, güç ve kuvvet sahibi olmaları aynı nesepten (gelmeleriyle) mümkün olur. Çünkü Allah insanların kalplerine yakınlarına ve akrabalarına karşı şefkatli olma ve yardım etme duygularını yerleştirmiştir. lşte bu duygu sayesinde dayanışma ve yardımlaşma olmakta ve düşmanlarının onlardan korkması sağlanmaktadır.” “Nesep ve akrabalık bağları, çok az kimsenin dışında, insanlar için tabii bir durumdur. Zulme uğrayan veya bir felaketle karşı karşıya kalan birinin akrabalarını yardıma çağırması bu bağın bir sonucudur. Bir kimse akrabasının (ya da ırkdaşının, soydaşının) zulme uğraması karşısında, kendi içinde bir zillet ve aşağılanmışlık hissi duyar ve buna engel olmak ister. Bu, başlangıçtan beri bütün insanlık için geçerli olan tabii ve fıtri bir durumdu” “Şehir ve kentlere, geceleyin ansızın veya gündüz kendilerini savunmaktan aciz oldukları zamanlarda, dışarıdan gelecek düşmanlıklara ise şehirlerin surları ve kaleleri engel olur. Veya dışardan gelen düşmanlıklara, hazırlıklı olunduğu takdirde devletin askerleri tarafından engel olunur.”

Walking Dead’in hayatta kalmış -başrolde bulunan- grubumuz dizinin ilk bölümleri ve devamında zorluklar karşısında omuz omuza verip en zorlu durumlardan beraber çıkarak hem asabiyeti hem de nesep olma durumunu zamanla kazanmışlardır. İlerleyen bölümlerde gruptan kişilerin ağzından grubun diğer fertleri için bir aileymişçesine davrandıklarına şahit olunacaktır.

Terra Barselonevî

Mukaddime’ye Giriş

İbn-i Haldun’un Mukaddime eserinin 20 dakikalık bir özeti. Bu videoda Mukkadime’nin yazıldığı coğrafya ve tarih ile olan ilişkisinden, kitapta bahsedilen ana kavramlardan, Umrân bilimi, bedavet, hadaret ve galebeden bahsettik.

http://www.youtube.com/watch?v=-wQwEbPu1Q8

Youtube videosunu ses kayıdı olarak dinlemek için:

Kaydı indirmek için :
https://www.dropbox.com/s/i1m72uukz2wi0g7/Mukaddime%20Notlar%C4%B1%20-%20Giri%C5%9F.mp3

Üç Mesele : Teknik-Medeniyet-Yabancılaşma – 2

Image

18 Ağustos 2013 tarihli program

Üç Mesele adlı kitabın üzerine olan ikinci programımızda İsmet Özel’in kavramsallaştırdığı Seçmecilik üzerine konuştuk. Bu kavramın sosyal gerçekçilikle olan ilişkisine değindik.  Gelenek bağlamında Batı’nın kendi eleştirisini tarihi köklerinden bir süreklilik içinde  yaptığını, Batı dışında yapılan Batı-Karşıtlığının da köksüzlüğü üzerine konuştuk.

Programın kaydını buradan dinleyebilirsiniz.  https://dl.dropboxusercontent.com/u/22511178/%C3%BCcmesele_2013-08-18.mp3