Video

Walking Dead üzerine bir değerlendirme – 2

abraham

İbn Haldun’a göre topluluk/kabile için ikinci gerekli şart bir egemenin, iktidar sahibinin olmasıdır. Bu ise grup içinde asabiyeti kendi üzerinde toplayan kişi sayesinde olur. Daha önce söylediğimiz gibi asabiyet , grup olma hali, grup duygusu olarak tanımlanabilir. Lider ise bu duygunun yani asabiyetin cisim bulmuş halidir. Ve grup elemanlarının üzerinde uzlaştığı ve boyun eğdiğidir. Lider grubun fertlerine galebe çalarak üzerlerinde hakimiyet kurar.

İlk sezondan itibaren grubun içinde Rick’in Shane ile yaşadığı iktidar savaşı bu çerçevede incelenebilir. Rick, Shane’i ikinci sezonun sonlarına doğru öldürür, potansiyel düşmanını bertaraf eder. Diğer grup elemanlarına galebe çalmış ve boyun eğdirmiştir. İkinci sezonun sonunda ikamet ettikleri çiftliğin zombiler tarafından saldırıya uğramasından sonra kaçarlar ve bir yerde kamp kurarlar. Burada Rick ile grubun diğer fertleri arasında bir konuşma geçer. Rick’ten birşey yapması istendiğinde cevap olarak şunu der: “bu grubu bir arada ve hayatta tutuyorum.” Bu ifade tam da asabiyet sahibinin sarf edeceği bir cümledir. (Burada ilgili bölüm https://youtu.be/xF9k6QHKWKY?t=39m )

İbn Haldun ise iktidar ile asabiyet arasındaki ilişkiyi şöyle özetler : “ başkanlığın ancak (diğerlerine) üstün ve galip gelmek ile, üstünlük ve galip gelmenin ise ancak güç ve nüfuz sahibi bir gruba (asabiyete) sahip olmak ile mümkün olmasıdır. Onun için bir topluluğa başkan olacak birinin kendi asabiyetinin, tek tek diğer bütün asabiyetlerden daha güçlü ve üstün olması gerekir. Çünkü diğer asabiyetler, başkanın asabiyetinin kendilerinden daha güçlü ve üstün olduğunu hissederlerse ona itaat edip boyun eğerler.”

Üçüncü sezonda “duvarları “ olan terk edilmiş hapishaneye sığınan Rick’in grubu burada toplayıcılıktan yerleşikliğe geçmeyi denemek isterler. Rick domuz ve sebze yetiştirmeye çalışır. Yarı bedevi diyeceğimiz bu durum besin temini için süreklik sağlayacak ve grubu daha istikrarlı tutacaktır. Özellikle çitle yani bir duvarla çevrili yerde olmaları güvenliklerini de kendi kas güçlerinin dışında sağlayacak bir avantaj sağlayacaktır.

Ilk iki sezon Rick’in grubunun oluşmasına, asabiyete yani bir topluluk olma duygusuna sahip olmalarına ve grup içinde iktidar mücadelesinine sahne olmuştur. Üçüncü sezon ise aynı bölgede duvarlar arkasında kendilerine güvenli bir alan oluşturan Vali’nin grubuyla çıkan asabiyet mücadelesine sahne olacaktır. İbn Haldun bir grup/kabile içinde var olan asabiyet, iktidar mücadelesinin nasıl güçlü bir lider tarafından diğerleri üzerine galebe kazanarak elde edildiğini söylüyorsa bunun aynısını gruplar arası mücadelede de varolduğunu belirtir. Burada fertlerin yerini gruplar alır ve güçlü olan bir grup diğerleri üzerine galebe çalar. İşte tam burada Rick’in grubu ile Vali’nin grubunun mücadelesi başlar. Her iki lider şahsında cisimleşmiş asabiyetlerin mücadelesine tanık oluruz. Ve bu mücadeleden güçlü, yahut asabiyeti daha kuvvetli olan topluluk galip çıkar.

İbn Haldun bu durumu şu şekilde ifade eder: “Bir asabiyet kendi kavmi içinde galip gelip üstünlük kurunca, tabiatı gereği, kendisinden daha uzakta olan bir başka asabiyetin sahiplerine de galip gelmek ve onlar üzerinde de üstünlük kurmak isteyecektir. Eğer üzerinde üstünlük kurmak istediği onlara denk olur ve kendini savunarak onlara bu fırsatı vermezse, bu durumda, dünyadaki dağınık bir şekilde yaşayan diğer kabile ve halklar gibi, her iki asabiyet de sadece kendi kavimleri ve bölgeleri içinde galip ve üstün olmaya devam ederler. Fakat eğer o asabiyete galip gelir ve onu da bünyesine dahil ederse, bu durumda gücüne güç katmış olur ve birincisinden daha yüksek bir üstünlük ve hakimiyete yönelir.”

Devam edecek…

Terra Barselonevî

Walking Dead üzerine bir değerlendirme -1

7d0956ebc060dce8e6ff2958d72d85d2_large

Bu yazıda kısaca da olsa Walking Dead adlı diziyi İbn Haldun’un asabiyet, bedevi(göçebe) – hadari(yerleşik, şehirli)  kavramlarını kullanarak açıklamaya ve anlamaya çalışacağım. Öncelikle neden Mukaddime’ye ait kavramları WD gibi bir dizi üzerinden değerlendiriyorum ona değineyim. Her post apokaliptik eser ( edebi yahut dizi, sinema) bir ilk duruma dönüşü işaret eder.  Buradan hareketle insanın doğasını araştırmaya ön ayak olur. Hz. Nuh’a ikinci Adem denmesinin sebebi de bir post apokaliptik durumda hayatta kalmış tek insanı ilk insana işaret etmesindendir. Konumuza dönecek olursak İbn Haldun Mukaddime’sinde Umran’ın ortaya çıkışını insanların nasıl topluluk olmaya başladıklarını anlatmak ile başlar. Bu ilk duruma işaret etmesi bakımından neden dizi ile kitabın parallelik kazandığı daha iyi anlaşılabilir.

İbn Haldun’a göre toplumsal yaşam kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bunun nedeni insanın korunma ve beslenme gibi ana iki ihtiyacı toplumsal iş bölümü ile karşılayabileceğidir. İbn Haldun, Beslenme için ” insanın günde sadece bir miktar buğdayla yaşamını sürdürebileceğini kabul etsek bile, yine de o buğdayın öğütülüp un haline getirilmesi, hamur yapılması ve pişirilmesi gibi aşamalardan geçmesi gerekiyor. bu üç işi yapabilmek için ise bir çok eşya ve alete; bu eşya ve aletler için de demircilik ve çömlekçilik gibi ustalıklara ihtiyaç vardır” diyerek beslenme de gerekli iş bölümüne işaret eder.

Korunma ihtiyacının ilk aşaması vahşi hayvalara karşıdır. İbn Haldun korunma ihtiyacından şöyle bahseder “Her fert, kendisini savunmak için de diğer insanlarla yardımlaşmaya ihtiyaç duyar. Çünkü Allah bütün canlılara özelliklerini verirken, vahşi hayvanlardan pek çoğuna insanın gücünden çok daha fazla güç vermiştir. Örneğin bir atın gücü, insanınkinden çok daha fazladır. aynı şey eşek ve öküz için de geçerlidir. Aslanın ve filin gücü ise insanınkinden kat be kat fazladır.” İlk aşama, topluluk olduktan sonra sağlandıktan sonra ikinci aşama insanların kendi aralarındaki düzeni koruma aşamasıdır.

İlk aşamanın çözümünün iş bölümü ile neticelendiren haldun, ikinci aşamanın çözümünü topluluğun kendi arasında seçtiği bir egemen ile varacağını söyler. “insanlar için zorunlu olan bu toplumsal yaşam tesis edilip, dünya onlarla mamur olunca, insanların hayvani tabiatlarındaki düşmanlık ve zulüm özelliklerinden dolayı, onlar arasındaki düzeni tesis edip koruyacak bir yönetici de kaçınılmaz olacaktır. ” Walking Dead’de Rick ile beraber zombilerle sarılı bir dünyada uyanıyoruz , nasıl bu duruma gelindiğine dair bir bilgimiz yok. Rick tek başına mücadele etmeye çalışırken bir yerden sonra artık kendi hayatını korumak için yardıma ihtiyaç duyuyodu.( İlk sezonun ilk bölümlerindeki tanka sıkışıp kalan Rick, Glenn’in yardımıyla kurtulmuştu. ) İbni haldun’un yabani hayvanlarının yerini WDde zombiler alıyor. Zaten zombilerin , insani özelliklerinden çok hayvanlarla daha çok ortak noktaya sahip olması da bunu kanıtlıyor. Zombilerin ışık ve sese verdiği tepkiler ve sadece “açlıklarını” gidermek için yemeğe ihtiyacı olmaları temelde hayvanlarda olan özellikler olarak gözümüze çarpıyor.

Asabiyet Mukaddime’nin ana kavramlarından biridir. Bir arada olma hali, grup duygusudur. Ama bu duygu kendinden ortaya çıkan  bir şey değildir. Bedeviler (göçebeler) sahrada tabiata, yabani hayvanlara ve diğer göçebelere karşı mücadele ederken yardımlaşma ve dayanışma vasıtasıyla bu duygu topluluk içinde oluşmaya başlar. Maruz kalınan zorlukla asabiyet arasında doğru bir orantı vardır. Göçebelikten şehirli olma durumuna geçtikçe asabiyetin derecesi azalır. Şehirliler  kalın duvarlar arkasına saklanıp, özel ordular tarafından korunduğu için asabiyetleri yok gibidir.  Her ne kadar İbn Haldun  asabiyetin unsurlardan birini nesep , aile bağı olarak açıklasa da nesebin vehmi bir  durum olduğunu ve bunun suni bir şekilde de yaratılabileceğini de söyler. “Ancak bunların ( dışardan gelecek düşmanlıklara) karşı kendilerini savunabilmeleri, güç ve kuvvet sahibi olmaları aynı nesepten (gelmeleriyle) mümkün olur. Çünkü Allah insanların kalplerine yakınlarına ve akrabalarına karşı şefkatli olma ve yardım etme duygularını yerleştirmiştir. lşte bu duygu sayesinde dayanışma ve yardımlaşma olmakta ve düşmanlarının onlardan korkması sağlanmaktadır.” “Nesep ve akrabalık bağları, çok az kimsenin dışında, insanlar için tabii bir durumdur. Zulme uğrayan veya bir felaketle karşı karşıya kalan birinin akrabalarını yardıma çağırması bu bağın bir sonucudur. Bir kimse akrabasının (ya da ırkdaşının, soydaşının) zulme uğraması karşısında, kendi içinde bir zillet ve aşağılanmışlık hissi duyar ve buna engel olmak ister. Bu, başlangıçtan beri bütün insanlık için geçerli olan tabii ve fıtri bir durumdu” “Şehir ve kentlere, geceleyin ansızın veya gündüz kendilerini savunmaktan aciz oldukları zamanlarda, dışarıdan gelecek düşmanlıklara ise şehirlerin surları ve kaleleri engel olur. Veya dışardan gelen düşmanlıklara, hazırlıklı olunduğu takdirde devletin askerleri tarafından engel olunur.”

Walking Dead’in hayatta kalmış -başrolde bulunan- grubumuz dizinin ilk bölümleri ve devamında zorluklar karşısında omuz omuza verip en zorlu durumlardan beraber çıkarak hem asabiyeti hem de nesep olma durumunu zamanla kazanmışlardır. İlerleyen bölümlerde gruptan kişilerin ağzından grubun diğer fertleri için bir aileymişçesine davrandıklarına şahit olunacaktır.

Terra Barselonevî

Mukaddime’ye Giriş

İbn-i Haldun’un Mukaddime eserinin 20 dakikalık bir özeti. Bu videoda Mukkadime’nin yazıldığı coğrafya ve tarih ile olan ilişkisinden, kitapta bahsedilen ana kavramlardan, Umrân bilimi, bedavet, hadaret ve galebeden bahsettik.

http://www.youtube.com/watch?v=-wQwEbPu1Q8

Youtube videosunu ses kayıdı olarak dinlemek için:

Kaydı indirmek için :
https://www.dropbox.com/s/i1m72uukz2wi0g7/Mukaddime%20Notlar%C4%B1%20-%20Giri%C5%9F.mp3

Üç Mesele : Teknik-Medeniyet-Yabancılaşma – 2

Image

18 Ağustos 2013 tarihli program

Üç Mesele adlı kitabın üzerine olan ikinci programımızda İsmet Özel’in kavramsallaştırdığı Seçmecilik üzerine konuştuk. Bu kavramın sosyal gerçekçilikle olan ilişkisine değindik.  Gelenek bağlamında Batı’nın kendi eleştirisini tarihi köklerinden bir süreklilik içinde  yaptığını, Batı dışında yapılan Batı-Karşıtlığının da köksüzlüğü üzerine konuştuk.

Programın kaydını buradan dinleyebilirsiniz.  https://dl.dropboxusercontent.com/u/22511178/%C3%BCcmesele_2013-08-18.mp3

Üç Mesele : Teknik-Medeniyet-Yabancılaşma – 1

   üç mesele

21 Temmuz 2013 tarihli program.

İbni Haldun’un Mukaddime eserini bitirdikten sonra günümüz Türkiye’sinde gelişen olaylara, İlm i Umran çerçevesinden bakmak için İsmet Özel’in Üç Mesele adlı kitabını okumaya başladık. Türkiye’de iktidarda bulunanların kendi referans noktaları olan İslam ile şu an nasıl bir zihni ilişkide olduklarını tahlil etmek için bu kitaptan hereket ettik.

Kitabın bölümlerinden İslam Yeri’nde gerçek islam – tarihi islam ayrımının neden yapıldığı, siyasi olarak nasıl bir hareket noktası sağladığı üzerine konuştuk. Rüya ve Siyaset adlı bölümde ise rüyanın siyaseten ne anlama geldiği, bir topluluğun hayal yoksunu olmasının onu istikametinden alıkoyacağı üzerine konuştuk.

Kayıdı buradan dinleyebilirsiniz.

Kurumları ve Yöntemleriyle Ortaçağ’da Eğitim

Image

14 temmuz 2013 tarihinde yaptığımız program ile mukaddime okumalarımıza veda ettik. genel bir değerlendirme ile takipçilerimize de selam çaktığımız bu programda eğitim konusunu ele aldık. ister istemez, bir çok programda olduğu gibi akademi ve üniversiteye kaydı konumuz. ancak ibn-i haldun’un islam coğrafyasında eğitimden bahsettiği bu bölümde, orta çağ skolastik eğitim kurumları ve metodlarını şöyle bir gözden geçirerek, batı ile karşılaştırmamız elzemdi. bu açıdan orta çağ kurumlarının, aydınlanma ile yaşadığı değişimi de kısaca işledik.

eğitim dil bağlantısını da konu ettiğimiz programı buradan dinleyebilirsiniz.

gelecek hafta mukaddime söyleşilerine İsmet Özel’in “üç mesele”si ile devam edeceğiz.

Telif ve Eğitim

eğitim

Uzun bir aradan sonra mukaddime söyleşilerimize ortaçağda telif (kitap yayını) ve eğitim ile döndük.

İlimlerin anlaşılması ve öğretimi için doğru kitap yazımı yöntemini anlatan İbn-i Haldun aynı zamanda da dönemin skolastik ve yer yer baskıcı eğitim metodlarına da karşı çıkıyor. İlginç bir not, İbn-i Arabi’ye atıfta bulunarak, küçük yaştaki çocuklara Kur’an okutularak dini eğitim verilmesinin sakıncalarından bahsediyor. Önemli bir tema olarak, İbn-i Haldun bilimleri amaçlanan ve araç olarak kullanılan olarak ikiye ayırıyor ve araç bilimlerin üzerinde fazlaca durulmasının öğrenmeyi kötü etkilediğinden bahsediyor.

Bu temalardan yola çıkarak, akademik yayıncılıktan, intihalden ve aydınlanma sonrası metrolojiden bahsettik.

Programı buradan indirebilirsiniz. İyi dinlemeler.

 

Minyatür: http://ehlihiref.tumblr.com/